TEKEL’de Açlık Grevinin Perde Arkası: Aziz Çelik’ten “Hakiki Genel Grev” Çıkışı

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nden Aziz Çelik, TEKEL işçilerinin özlük haklarını koruyarak başka kamu işletmelerine geçme talebiyle sürdürdüğü direnişin, son dönemde dağınık görünse de yaygınlaşan emek eylemlerini daha ileri bir noktaya taşıdığını ifade ediyor.
Çelik’e göre TEKEL işçilerinin açlık grevine başlaması bir tercih değil, etkili bir genel grev örgütlenememesi nedeniyle gelinen “son çare” noktası. Çelik, emek hareketinin tamamının bu direnişi sahiplenmesi gerektiğini belirterek, gündelik yaşamı gerçekten etkileyen “hakiki” bir genel grevin hükümetin 4/C düzenlemesi konusundaki tavrını değiştirebileceğini savunuyor. 4/C’nin, işçilere mevcut hakların gerisine düşen ve güvencesiz çalışma koşulları sunduğunu da vurguluyor.
“Asıl mesele 4/C’nin kendisi”
Çelik, sorunun merkezinde 4/C uygulamasının bulunduğunu söylüyor. Bu uygulama sürdükçe işçiler açısından köklü bir değişimin mümkün olmayacağını, hükümetin de meseleye “esasından” yaklaşmak yerine yalnızca kısmi iyileştirmeler önerdiğini dile getiriyor.
“Sorun, sendikal hareketin bütününün göstereceği direnişle çözülebilir. Bu yapılamayınca açlık grevi zorunlu oldu. Normalde işçi hareketinin başvuracağı bir yöntem değildir; üretimden gelen gücü kullanmak gerekir.”
“TEKEL direnişi emek hareketini yukarı çekti”
Çelik, TEKEL işçilerinin mücadelesinin işçi hareketine moral ve yön verdiğini, son yıllarda biriken eylemlilik deneyiminin adeta bir özeti gibi ortaya çıktığını belirtiyor. Ancak sendikal hareketin henüz ortak bir irade oluşturmakta ve bu ölçekte bir eylemliliğe hazırlık yapmakta zorlandığını söylüyor.
Çelik’e göre sendikalar TEKEL direnişinin arkasında birlikte durursa, bu yalnızca bir işyerinin mücadelesini sahiplenmek anlamına gelmeyecek; daha geniş emek mücadelesine de güçlü bir zemin sağlayacak.
Genel grev çağrısı: “Hayatı durduracak bir etki şart”
Çelik, mitinglerin, işyeri önündeki protestoların ve dayanışma ziyaretlerinin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, çözüm üretmek için artık yetersiz kaldığını ifade ediyor. Çünkü bu eylemler gündelik yaşamı durduracak ölçekte bir etki yaratmıyor.
Çelik’e göre gerçek bir genel grev, hizmet ve üretimin durması; elektrik, ulaşım ve kamu hizmetlerinin acil olanlar dışında aksaması anlamına geliyor. Bu tür bir eylemin süresinin birkaç saat ya da bir gün olabileceğini; asıl hedefin hükümet üzerinde somut baskı oluşturmak olduğunu vurguluyor.
Son olarak Çelik, yalnızca TÜRK-İŞ ve TEKGIDA-İŞ’in değil, tüm emek örgütlerinin daha güçlü, sonuç alıcı bir sahiplenme göstermesi gerektiğini belirtiyor; aksi halde küçük ölçekli eylemlerle sonuç alınamayacağını ve işçilerin yeniden hayatlarını ortaya koymak zorunda kalacağını söylüyor.